İnsanlığa gelen son din olan İslamiyet’ten önce gelen dinler ve var olan kitapları kayıtları, zamanla o dinin temsilcileri tarafından, kendi menfaat ve istekleri doğrultusunda tahrif edilerek değiştirilmişlerdir.
Dinin uygulayıcıları aynı zamanda devrin ya yöneticileri oldular ya da yönetenleri kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendiren kimseler oldular.
Hristiyanlık gelmezden önce Yahudi hahamların krallarını yönlendirmesi ve Hz. İsa’ya yapılan işkenceler gibi, İslamiyet gelmezden önce de Hristiyan papazların toplumu yönetmesi, engizisyon vs. gibi uygulamalar ile devleti halk üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmaları buna örnek olarak verilebilir
O yüzden Avrupa’da rönesans ve reform hareketleri ile aslında din de özgürlüğünü siyasetin elinden kurtarmış oldu. Her ne kadar bu özgürlüğü daha sonra din adına kullanmasalar bile bu bir kazanım olmuştur.
Dindeki bu tahrifattan dolayı o dinin taraftarları kendi dinlerindeki asıllara ulaşamadıklarından Darwinizm’e cevap vermeleri mümkün olmadığı gibi, dinin ruhuna zıt bu konulara reddiyede bile bulunamamışlardır. Darwinizm’e karşıt görüş gösterenlere kötü gözle bakılması, Darwinizm’in özellikle toplumdaki- sorularına ikna edici cevaplarını bulamayan- genç kesimlerde kabul görmesine yol açmıştır. Zira din ve dinin yöneticileri yukarıdaki sebeplerden dolayı toplumdaki kredilerini, kabul edilebilirliklerini kaybetmişlerdir. Darwinizm’e karşı olması gereken duruşları gösterememişlerdir.
İslamiyet’ten önceki toplumlar kendi kitaplarındaki tahrifattan ve din adamlarının asıl dinlerine uymayan yanlış uygulamalarından dolayı iman zafiyetleri yaşamışlardır.
İslamiyet’te ise korunmuş vahiy ve sünnet çizgisi ile mutlak doğruya ve gerçeğe ulaşılabildiğinden dolayı Darwinizm kendine yer bulamamıştır.
Tarihte ve dahi günümüzde her ne kadar az da olsa bir kısım din adamları, İslamiyet ile Darwinizm’i birbirlerine yaklaştırma çabaları göstermişlerdir. İçinden çıkamadıkları konuları bu şekilde çözeceklerini ve bu şekilde bu sorunun üstesinden geleceklerini düşünmüş olmalılar.
Allah’ın yaratılıştaki ibda ve inşa gibi iki tür yaratmasını karıştırarak kendilerince Darwinizm’i İslamiyet ile uyumlu hale getirip, Modern! Batı karşısındaki ezilmişlik hallerinden kurtulmaya çalışmaktadırlar.
Allah’ın tüm isim ve sıfatlarında olduğu gibi, özellikle fiili sıfatlarından olan, Halk, ibda, inşa, ihya, imate ve terzik gibi sıfatları da bilip, bunları öğrenip bu doğrultuda Darwinizm’e bakılırsa kafalarda ve kalplerde herhangi bir şek, şüphe kalmayacaktır.
Allah’ın isim ve sıfatlarını bilebilmek ve etrafımızda olan tüm olaylara bu bakış zaviyesinden bakarak olayların ardındaki hikmeti çözmeye çalışmak, hakikate ulaşma yolunda en isabetli yol olsa gerek.
Merak ilmin anahtarıdır. Bu anahtarı kullanarak hangi kapıyı açacağınız ise sizin iradenize bırakılmıştır.
Nur’lar ve Pırlantalar sahiplerinin bizlere gösterdikleri ufuk açıcı eserler ile çağımızda bu hastalığa çözümler getirmişler ve asrın getirdiği tereddütler, akli, mantıki ve bilimsel deliller ile yok edilmiş ve imanın üstündeki tozlar süpürülmüş olmaktadır.
Yorum bırakın